SÖZDE ve ÖZDE ATATÜRK cüler - bizim kitabımızda ölümün saati değişmez - Blogcu

SÖZDE ve ÖZDE ATATÜRK cüler

29/8/2009 ·

 

İKİYÜZLÜLÜK ve RİYAKARLIKLAR

25 Aralık1935 T.ve 2884 sayılı yasa

2 ocak 1936 yürürlük devamında  DERSİM  isyanı ve 6000 ölü ile bastırılması

CUMHURBAŞKANI

M.Kemal ATATÜRK

                                                                   BAŞBAKAN

İsmet İNÖNÜ-Celal BAYAR

Bombardıman pilotu

Sabiha GÖKCEN

 =

soru : ATATÜRK'ü SEVİYORMUSUN

 

ŞİMDİ SORUYA DÜRÜST cevap verelim

Ülkedeki bütün sözde ATATÜRK'cü dernek ve kuruluşların yöneticisi olan ların % de 90 ı alevi-kürt kökenli vatandaşlarımızdırlar çıkar ve menfaatleri doğrultusunda amaç ve gayeleri için hemen hemen hepsi ATATÜRK cü

ÖZELLİKLE de BASINDAKİ bazı KÜLHANBEYLERİ

 hepsi riyakar hepsi ikiyüzlü ATATÜRK'ü maske olarak perde olarak kullanarak kimliklerini gizliyor DERSİM söz konusu olunca hepsi birden bırakın sevmeyi saygı göstermeyi hakaret etmeye küfürler saymaya başlıyorlar

2. soru

Sadece ve sadece İNANÇLARI gereği başını örten genç kızın başındaki örtüyü zorla açmaya kalkarsanız sizleri severmi sanıyorsunuz..!!!!!!

NE DİYORDUK

yada

NERDE KALMIŞTIK..???!!!!!!

 

BAKIN GERÇEK ATATÜRK ’E

 

DİN-İNANÇ VE ATATÜRK

 İzmir’in kurtuluşundan sonra yorgun argın , çok tatlı bir yorgunluk, Ankara’ya hareket edecekler. Trene binerler kompartımana çekilirler. Ertesi gün;kompartımanın kapısını çalar yaveri,açar kapıyı,yorgun, bitkin, kravatını yıkamaktadır Atatürk. Yaveri “ya paşam bu ne hal hiç uyumadınız herhalde niye böylesiniz” der. “ Ya çocuk kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşunuz. Kolumu yastık yaptım ağrıdı...setremi yastık yaptım üşüdüm... ben de uyumadım kalktım ” der.

Yaveri; “Aman paşam! Birimize haber vereydiniz hemen size bir yastıkla ,battaniye getirirdik” der. Ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan derki “ Geç farkettim hepiniz en az benim kadar yorgundunuz. Hiçbirinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam değil milletimin rahat uyuması.

” Bu insana diktatör yada inanç sız demeye kimin dili varabilir... Ayaklarının altına Yunan bayrağı serildiğinde,

''Bayrak bir ulusun onurudur'' diyerek basmayıp, kaldırtan bir insanın kendi milletini ve  o milletin inancını çiğneyebileceğini düşünmek ancak onuru ve şerefi olmayan kişilerin işi olabilir diye düşünmeden de edemiyorum.

 

Bakın Mustafa Kemal Atatürk Subaylara hitaben 31.07.1920 tarihinde yaptığı konuşmada nasıl bu güne izler bırakmıştır....

''Efendiler!

Eski silah arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdani zevk hissediyorum. Sizinle oturup uzun hasbıhal etmek isterdim. Fakat çoksunuz; müsait yer de yok. Bu sebeple hissiyatımı birkaç cümle İle mülahaza etmekle yetineceğim.

Arkadaşlar!

İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını İmhaya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atfetme borçlu değildir. Hiç kimse kimseye, hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık vermez. Milletlerde tabiat en yaratılıştan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvede, mücadele İle mahfuz bulundurulur. Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vazıyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur.


Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lâzımdır.

 

Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder.

            Kuvvet ORDU dur.

        Mevcudiyet MİLLET tir.

 

Ordunun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden MİLLET in,

KUVVET in lüzumuna olan VİCDANI  VE O VİCDANIN İTİKADI İMANI DIR….”

 

Bu hakikat karsısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.

           Milletimiz hür ve bağımsız yaşamak lüzumuna tam bir iman ile kani olmuş ve buna kati azim İle karar vermiştir. Zaman zaman, şurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüş olması, hiçbir vakit milletimizin genel kanaatine
, hakiki İmanına sekte vurmamıştır ve vurmayacaktır.

           Dolayısıyla kuvvetin, ordunun vücudu İçin lazım olduğunu söylediğim kaynak ki 
Milletin vicdanı imanıdır mevcuttur. Ordu ise, arkadaşlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur. Malum bir askeri hakikat, felsefi hakikattir; "ordunun ruhu subaylardır." O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak İstenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir. Millet, bağımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler.

İşte subayların yüce olan vazifesi budur.

            Allah göstermesin milletin bağımsızlığı ihlal edilirse bunun vebalı subaylara ait olacaktır. Subaylar, izah ettiğim
yüce, mukaddes ve bütün açılardan üzerlerine düşen vazife itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve fesaretleriyle, giriştiğimiz Bağımsızlık mücadelesinde birinci derecede faal ve fedakâr olmak mecburiyetindedirler. Şahsi ve özel hayatları itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıfının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler.

Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan, hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz.

Onların yaşamak İçin bir çaresi sebebi vardır.

Şerefini korumak!

Halbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına atmaktır.

            Dolayısıyla subay için
"ya istiklâl. ya ölüm" vardır

Fakat arkadaşlar ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız!”


''Mustafa Kemal Atatürk''

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »